17 Nisan 2012 Salı

Destek Eğitim Kurumları Olarak Dershaneler

Destek Eğitim Kurumları Olarak Dershaneler


Eyyüp Kılcı > eyyupkilci@gmail.com



Giriş

Dünyanın birçok ülkesinde örgün eğitimle yetinmeyen aileler, çocukları için okul dışında ek destek sağlamak amacıyla yeni alternatifler aramaktadır. ABD başta olmak üzere bütün dünyada destek eğitim sistemlerine dershane benzeri eğitimlere ihtiyaç duyulmaktadır.



Destek eğitimi ihtiyaçtır

AB’de destek eğitimlere ihtiyacın yaygınlaşması üzerine yapılan araştırmada: Her çocuğun öğrenme hızının ve tarzının farklı olduğu, Devletin eğitimde her çocuğun öğrenme hızına ve tarzına uygun ortamı hazırlamasının her çocuğa özgü farklı öğrenme ihtiyaçlarını karşılamasının mümkün olmadığı üzerinde durulmuştur. Bu yüzden başta gelişmiş ülkeler olmak üzere bütün dünyada ailelerin farklı dönemlerde farklı gerekçelerle okuldakiyle yetinmeyip alternatif destekler aramasının kabullenilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bir üst okula girişte destek eğitimi verenlerin üstün çabası, öğretmenlerin öğrenciyle yakın ilgilenmesi sonucu destek eğitimi alanlarda gözlenen belirgin fark aileleri etkilemektedir. Destek eğitimleri sadece durumu zayıf olanlarla sınırlı değildir. En pahalı okulların öğrencileri ve/veya en başarılı çocuklar da destek eğitimi almaktadır. Ek yük getirse bile çocuklarında gözledikleri değişimden dolayı ailelerin bu eğitimlere ilgi duyduğu belirtilmiştir.

Destek eğitimi yapan kuruluşların ABD ve Japonya gibi ülkelerde üst okul sınavlarına hazırlıkta ve başarıyı artırmada etkisi ilgiyi artırmıştır. Hatta ABD’de bazı bölgelerin eğitim organizasyonu destek eğitimi yapanlara verilmiştir. Üst okul sınavlarına hazırlayan, matematik ve dilden destek eğitimi veren “Kaplan” adlı kuruluş 2 bin şubeye ulaşmıştır. Japonya’da üniversitelere başvuranların tamamına yetecek kapasite olmasına rağmen 10 milyon öğrenci dershanelere devam etmektedir. Kore’de öğretmenler her çocuğa özgü alternatifler geliştirdiklerinden öğrencilerin %70’i destek eğitimi almaktadır. Kore gibi uzak doğu ülkelerinin yükselme trendinde dershanelerde oluşturulan yüksek başarma arzusunun etkili olduğu belirtilmektedir. Dershanelerle ilgili mevzuat düzenlemesinin olmadığı Almanya ve Portekiz gibi ülkelerde destek eğitimleri karaborsası oluşmuştur. Almanya’da evde, ajansta, okulda ve benzeri rastgele ortamlarda verilen eğitimlerin yılda 66 milyon saat ve 2,3 milyar Euro olduğu tahmin edilen kaçak ek ders karaborsası doğmuştur. İngiltere ve Fransa gibi ülkelerde başta hafta sonları olmak üzere ders saati dışındaki zamanlarda destek eğitimleri yapılmaktadır.



Dershanelere devam edenler

Ülkemizde aile bütçesine getirdiği ek yük tartışılsa da orta ve ortanın altında gelire sahip gruplardaki ailelerin çocuklarının yarışa ortak olmada kullanabileceği makul ücretli tek yasal alternatif dershanelerdir. Her bütçeye uygun dershane vardır. Dershaneye devam eden öğrenci profiline bakıldığında sistemden en çok kimlerin faydalandığı görülecektir. Ayrıca ülkemizde 16.000.000 ilk ve ortaöğretim öğrencisinden sadece 1.200.000’i yani %8’i dershanelere devam etmektedir. Dershanelere devam edip imkânı olmayan öğrencilerden %10’a kadar çıkabilen bir oran -ki 120.000 öğrenciye tekabül eder- ücretsiz eğitim görmektedir.

Eğitimin genel gereklerini, maddi imkânlardan yoksun kesimlerin beklentilerini bahane ederek dershane ve sınav sistemine en çok karşı çıkanlar varlıklı kesimlerdir. Bu kesimlerin bilinçaltı bile olsa orta ve ortanın altında gelir düzeyine sahip insanların çocuklarının yarışa ortak olmasından, her yere giriyor olmasından hissedilecek düzeyde rahatsızlık duyulduğu görülmektedir. Dershane sistemiyle ilgili en çok menfi kampanya yapıldığı dönemlere, kampanyaları yapanlara ve hazırladıkları raporlarda ağır ifadelere yer veren kesimlere bakıldığında, aslında konunun geniş toplum kesimlerinden daha çok bu kesimleri rahatsız ettiği anlaşılacaktır.



Dershanelere olan ihtiyaç

Dershaneler; öğrencilerin öğrenme ihtiyaç ve beklentilerine uygun esnek öğrenme ortamları oluşturdukları, öğretmenlerle resmiyetten uzak kolay ilişki kuracakları bir yapı kurdukları, her öğrencinin ihtiyacına cevap verecek alternatif yol ve yöntemler geliştirdikleri, ihtiyaç olan her yerde eğitim ortamı açarak eğitime erişimi kolaylaştırdıkları, imkânı olanlar yanında imkânı olmayanlara da âdil rekabet ortamları hazırlayıp fırsat eşitliğini daha geniş bir tabana yaydıkları, eğitim sistemi dışına itilenleri tekrar sisteme kazandırdıkları, tüm olumsuz kampanyalara rağmen yaptıkları düzenli çalışmalarla olumlu imaj oluşturdukları için düşük gelirli aile bütçelerinden bile kaynak ayrılarak tercih edilen eğitim kurumlarıdır.

Dershaneler; Anadolu insanının tüm barajları aşarak yukarı tırmanmasında, destek eğitimlerin Bakanlıkça denetlenen standartları belirlenmiş ortamlarda yapılmasında, eğitimlerin malî ve diğer açılardan kayıt altına alınmasında, öğrencilerin ders dışı zamanlarını eğitim ortamlarında geçirmesinde, ülkemizde istihdam alanı bulunmayan fen edebiyat fakültesi mezunları dâhil yaklaşık 100 bin kişiye istihdam, aileleriyle birlikte yaklaşık 500 bin kişiye geçim ortamı hazırlanmasında önemli hizmetler sunmaktadır.

Bilginin çok hızlı yenilendiği günümüzde ülkeler, yarışta öne geçmek için hayat boyu öğrenmeyi özendirmekte, eğitimde örgün, yaygın ya da informal ayrımı yapmadan okul içi ve dışı her ortamdan yararlanmakta, tüm kazanımları önemseyerek belgelendirecek sistemler kurmaktadır. Ülkemizde okul dışı öğrenmede en etkin eğitim ortamlarından biri dershanelerdir. Eğitimde sunduğu alternatiflerle başarısını kanıtlamasıyla öne çıkıp ailelerce tercih edilen kurumları engelleyecek bir düzenleme yapılması doğru olmaz. Alkol ve sigara gibi zararlı maddelerin ticaretinde bile yapılamayan yasaklayıcı düzenlemelerin, öğrencileri okul dışı ortamlara çekiyor düşüncesiyle dershaneler için düşünülmesi, öğrenmede her ortamdan yararlanma anlayışıyla örtüşmemektedir. Ayrıca öğrencilerin okul dışı zamanlarını geçirecekleri en kontrollü ortamlar dershanelerdir.



Dershanelerin dönüştürülmesi

Özel okulların rahat çalışabilecekleri, malî destek, arsa tahsisi, vergi muafiyeti gibi sürdürülebilir bir ortam hazırlanması halinde imkânı olan dershaneler hiç zorlamaya gerek kalmadan bu alana yatırım yapabileceklerdir. Eğitimde dershanelerdeki birikimden ve yakaladıkları ivmeden daha fazla yararlanılabilecek düzenlemeler yapılmalıdır. Örneğin on iki yıllık zorunlu eğitime geçilirken derslik ve öğretmen açığını karşılamada dershanelerdeki başarılı kadro ve ortamlardan yararlanacak esnek bir yapı kurulabilir. Dershanelerden destek alma konusundaki veli tercihleri önemsenmeli, derslerin akredite edileceği, belgelendirileceği merkezî ölçme sistemleri kurularak dershanelerin bir üst okula hazırlık yanında diğer alanlarda yüksek performansından yararlanılmalıdır.

Dershanelere ihtiyacı ortadan kaldırmak için merkezî sınavları tartışmaya açmak, birçok problemi de beraberinde getirecektir. 1998 yılında eğitimin genel gerekleri göz ardı edilerek dershaneleri ortadan kaldırma amacıyla yapılan düzenlemelerin istenen sonucu vermediği ortadadır. Bütün dünyada merkezî sınavlar, öğrencinin bir üst eğitimi alabilecek düzeyde olup olmadığını ölçmek üzere yapılır. Merkezî sınavlar, âdil ve güvenilir bir ölçme yapmanın yanı sıra aynı zamanda eğitimin nabzını tutmada bölgeden bölgeye, okuldan okula, öğretmenden öğretmene ortaya çıkan farkları belirleyip kapatmada yeni fırsatlar sunma gibi bir yarar da sağlar. Bazılarının gündeme getirdiği açık uçlu sorularla daha âdil ve güvenilir bir ölçme yapılamayacağı pedagojik bir realitedir.



Merkezi Sınavlar

Merkezî sınavlarla ilgili düzenlemeler alternatifleri iyice düşünülerek yapılmalıdır: SBS ile Fen, Anadolu ve Sosyal Bilimler liselerine yaklaşık 200 bin öğrenci yerleşmektedir. Bakanlık, eğitimi sınava endeksli olmaktan kurtarma gerekçesiyle sınavla girilen okul adedini azaltmayı ve öğrenci adedini 5-10 bine düşürmeyi planlamaktadır. Bu öğrencilerin nasıl seçileceğiyle ilgili bir bilgi yoktur. Ancak OKS’nin yaygınlaşmasından önce olduğu gibi bir seçme yönteminin uygulanması, elit çevreler ve ayrıcalıklı okullardaki öğrencileri yukarı sıralara taşıma, orta ve ortanın altı gelir düzeyine sahip çocukları örtülü bir kast sistemiyle karşılaşma ve sıralamada geride kalma riskiyle karşı karşıya getirebilecektir.

Üniversite sınavının kaldırılıp yerine üniversitelerin kendi istedikleri yöntemle seçim yapabileceğinden bahsedilmektedir. Merkezî sınav sistematiğinin geliştirilmesine kadar olan süreçte/geçmişte yaşanan “eğitim enstitülerinin bir gecede kayıt açıp kapatması, çevrelerinden gelen referansa göre kayıt yapılması, sınav sorularının yakın/tanıdık çevresine sızdırılması, asistan alımında keyfi uygulamaların yaşanması” gibi olumsuz örnekler dikkate alınmalı, hiç hatırdan çıkarılmamalıdır. Ülkemiz üniversite giriş sistemiyle ilgili birçok tecrübe yaşanmış, hatalardan ders alınıp gelişme sağlanarak bu güne gelinmiştir. Küçük düzenlemelerin bile toplum eğilimlerine nasıl etkilediği, okullarda katsayısı azaltılan bir derse ilginin azaldığı unutulmamalıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder